Metallica etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Metallica etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Mayıs 2012 Salı
Metallica - Unforgiven III
ve son...
Sözler ve çevirisi :
How could he know this new dawn's light Would change his life forever?
O, bu yeni şafağın ışığının,onun hayatını değiştirebileceğini nerden bilebilirdi?
Set sail to sea but pulled off course By the light of golden treasure
Yelken açtı denize,ama tabiki de altın hazinenin ışığıyla çekilmiş bir şekilde
Was he the one causing pain With his careless dreaming?
Bu O umursamaz rüya görüşüyle acıya neden olan tek o muydu?
Been afraid
Korkuyordum
Always afraid
Hep korkuyorum
Of the things he's feeling
O'nun hissettiği şeylerden
He could just be gone
O sadece gitmiş olabilirdi
He would just sail on
O sadece yelken açardı
He'll just sail on...
O sadece yelken açacak...
How can I be lost? If I've got nowhere to go?
Eğer gideceğim hiçbiryer yoksa nasıl kaybolabilirim ki?
Searched the seas of gold
Altın denizleri aradım
How come it's got so cold?
Nasıl oldu da bu kadar soğuk oldu?
How can I be lost In remembrance I relive
Beni rahatlatan anida nasıl kaybolabilirim ki?
How can I blame you When it's me I can't forgive?
Affedemediğim kişi bensem nasıl seni suçlayabilirim?
These days drift on inside a fog
Bu günler bir sis içinde akıyor
It's thick and suffocating
Çok yogun ve bunaltıcı
This seeking life outside its hell
Bu yorucu hayat dışarıdan cehennem
Inside intoxicating
İçerden sarhoş edici
He's run aground
O dibe vurmuş
Like his life
Hayatı gibi
Water's much too shallow
Su çok fazla ve yer sığ
Slipping fast
Hızlıca kayıyor
Down with the ship
Ve gemiyle batıyor
Fading in the shadows now
Gölgelerde soluyor şimdi
A castaway
bir kazazede
They've
All gone
Away
Onların hepsi gitti
They've gone away
Onlar gitti
How can I be lost If I've got nowhere to go?
Eğer gideceğim hiçbiryer yoksa nasıl kaybolabilirim ki?
Search for seas of gold
Altın denizleri ara
How come it's got so cold?
Nasıl oldu da bu kadar soğuk oldu?
How can I be lost In remembrance I relive
Beni rahatlatan anıda nasıl kaybolabilirim ki?
And how can I blame you When it's me I can't forgive?
Affedemediğim kişi bensem nasıl seni suçlayabilirim?
Forgive me
Affet beni
Forgive me not
Beni affetmek yok
Forgive me
Affet beni
Forgive me not
Beni affetmek yok
Forgive me
...
Forgive me, why can't I forgive me?!
Affet beni,neden kendimi affedemiyorum?!
Set sail to sea but pulled off course By the light of golden treasure
Yelken aç denize,ama tabiki de altın hazinenin ışığıyla çekilmiş bir şekilde
How could he know this new dawn's light Would change his life forever
O, bu yeni şafağın ışığı onun hayatını değiştirebileceğini nerden bilebilirdi?
How can I be lost If I've got nowhere to go?
Eğer gideceğim hiçbiryer yoksa nasıl kaybolabilirim ki?
Search for seas of gold
Altın denizleri ara
How come it's got so cold?
Nasıl oldu da bu kadar soğuk oldu?
How can I be lost In remembrance I relive?
Beni rahatlatan anıda nasıl kaybolabilirim ki?
So how can I blame you When it's me I can't forgive?
Affedemediğim kişi bensem nasıl seni suçlayabilirim?
Metallica - Unforgiven II
Melodi olarak hatta söz olarak da serinin en sevdiğim şarkısı bu...
Sözler ve çeviri :
Lay beside me
Yanıma otur
Tell me what they've done
Ne yaptıklarını anlat
Speak the words i wanna hear
Duymak istediğim sözleri söyle
To make my demons run
Şeytanlarımı kaçırmak için
The door is locked now
Kapı kilitli şimdi
But it's open if you're true
Ama doğruysan açıktır
If you can understand the me
Eğer sen beni anlayabilirsen
Then i can understand the you
O zaman ben de seni anlayabilirim
Lay beside me
Yanıma otur
Under wicked sky
Nefret dolu gökyüzünün altında
The black of day, dark of night
Günün siyahlığı, gecenin karanlığı
We share this paralyze
Beraber felç oluyoruz
The door cracks open
Kapı çatlayarak açılıyor
But there's no sun shining through
Ama içinden hiç güneş ışığı gelmiyor
Black heart scarring darker still
Siyah kalp hala daha koyu yara izi bırakıyor
But there's no sun shining through
Ama içinden hiç güneş ışığı gelmiyor
No, there's no sun shining through
Hayır, içinden hiç güneş ışığı gelmiyor
No, there's no sun shining
Hayır hiç güneş ışığı yok
Nakarat
What i've felt what i've known
Hissettiklerim ve bildiklerim
Turn the pages turn the stone
Sayfaları çevir, taşı çevir
Behind the door should i open it for you?
Kapının arkasındayım, onu senin için açmalı mıyım?
Yeah, what i've felt what i've known
Evet, hissettiklerim ve bildiklerim
Sick and tired i stand alone
Hasta ve bitkin ayakta yalnız duruyorum
Could you be there 'cause i'm the one who waits for you
Orada olabilir misin çünkü seni bekleyen benim
Or are you unforgiven too?
Yoksa sen de mi affedilmeyensin ]
Come lay beside me
Gel yanıma otur
This won't hurt, i swear
Bu acıtmayacak, söz veriyorum
She loves me not, she loves me still
Beni sevmiyor, beni hala seviyor
But she'll never love again
Ama bir daha asla sevmeyecek
She lay beside me
Yanıma oturuyor
But she'll be there when i'm gone
Ama ben gittiğimde orda olacak
Black heart scarring darker still
Siyah kalp hala daha koyu yara izi bırakıyor
Yes, she'll be there when i'm gone
Evet, ben gittiğimde orda olacak
Yes, she'll be there when i'm gone
Evet, ben gittiğimde orda olacak
Dead sure she'll be there
Lanet, kesin orda olacak
Nakarat
From
Lay beside me
Yanıma otur
Tell me what i've done
Ne yaptığımı anlat
The door is closed, so are your eyes
Kapı kapalı, gözlerin de öyle
But now i see the sun
Ama şimdi güneşi görüyorum
Now i see the sun yes, now i see it
Şimdi güneşi görüyorum, şimdi onu görüyorum
What i've felt what i've known
Hissettiklerim ve bildiklerim
Turn the pages turn the stone
Sayfaları çevir, taşı çevir
Behind the door should i open it for you?
Kapının arkasındayım, onu senin için açmalı mıyım?
Yeah, what i've felt what i've known
Evet, hissettiklerim ve bildiklerim
So sick and tired I stand alone
Çok hasta ve bitkin ayakta yalnız duruyorum
Could you be there 'cause i'm the one who waits, the one who waits for you
Orda olabilir misin çünkü senin için bekleyen, senin için bekleyen benim
Oh, what i've felt what i've known
Oh, hissettiklerim ve bildiklerim
Turn the pages turn the stone
Sayfaları çevir, taşı çevir
Behind the door should i open it for you?
Kapının arkasındayım, onu senin için açmalı mıyım?
So i dub thee unforgiven
Bu yüzden sana affedilmeyen ismini takıyorum
Oh, what i've felt oh, what i've known
Oh, hissettiklerim oh, bildiklerim
I take this key and i bury it in you
Bu anahtarı alıp senin içine gömüyorum
Because you're unforgiven too
Çünkü sen de affedilmeyensin
Never free never me
Hiç özgür değilim hiç ben değilim
'Cause you're unforgiven too, oh
Çünkü sen de affedilmeyensin, oh
Metallica - Unforgiven I
Farkettim ki sevdiğim metal gruplarından biri olan Metallica'dan hiç parça paylaşmamışım ! Ne ayıp bana ya. Oysaki deli severim yani. Özellikle eski şarkılarını... Hele bir de Apocalyptica'nın versiyonları vardır ki dadından yenmez hani. Onlar sayesinde de Apocalyptica'yı sevmiştim tey teyyyy...
Neyse dönelim grubumuza diğmi...
Bilen bilir, bilmeyen için diyelim, Unforgiven I-II-III şeklinde bir 3'leme.Bu gece ard arda hepsini yayınlamaya karar verdim. Sevenler için de güzel bir nostalji olacaktır ;)
Sözler ve çevirisi :
New blood joins this earth
Taze bir kan dünyaya katılıyor
And quickly he's subdued
Ve hemen boyunduruk altına alınıyor
Through constant pained disgrace
Durmayan incinmiş kara lekeyle
The young boy learns their rules
Genç çocuk onların kurallarını öğreniyor
With time the child draws in
Zamanla çocuk içine kapanıyor
This whipping-boy done wrong
Bu şamar oğlanı yanlış yaptı
Deprived of all his thoughts
Tüm düşüncelerinden mahrum bırakıldı
The young man struggles on and on he's known
Genç adam çabalayıp duruyor ve biliniyor
A vow unto his own
Kendine edilmiş bir yemin
That never from this day his will they'll take away
Bugünden itibaren asla arzusunu uzaklaştıramayacaklar
Nakarat [
What i've felt what i've known
Hissettiklerim ve bildiklerim
Never shined through in what i've shown
Gösterdiklerimin içinden hiç parlamadı
Never be never see
Asla olmadım, asla görmedim
Won't see what might have been
Neler olmuş olabileceğini görmeyeceğim
What i've felt what i've known
Hissettiklerim ve bildiklerim
Never shined through in what i've shown
Gösterdiklerimin içinden hiç parlamadı
Never free never me
Hiç özgür olmadım, hiç ben olmadım
So i dub thee unforgiven
Bu yüzden size affedilmeyen ismini takıyorum ]
They dedicate their lives to running all of his
Hayatlarını onun her şeyini götürmeye adadılar
He tries to please them all
Hepsini memnun etmeye çalışıyor
This bitter man he is throughout his life the same
Bu kötü adam hayatı boyunca aynı
He's battled constantly this fight he cannot win
Kazanamayacağı bu savaşta durmadan savaştırıldı
A tired man they see no longer cares
Gördükleri yaşlı adam artık umursamıyor
The old man then prepares to die regretfully
Sonra yaşlı adam üzüntülü bir şekilde ölmeye hazırlanıyor
That old man here is me
Burdaki o yaşlı adam benim
Nakarat
You labeled me i'll label you
Siz beni yaftaladınız, ben de sizi yaftalıyorum
So i dub thee unforgiven
Bu yüzden size affedilmeyen ismini takıyorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)